alkali

alkali beslenme

Bu konuda en iyi kitap Ayşegül Çoruhlu “Tokuz ama açız!”. En etkileyici sözü de kapakta: “Mideni değil hücrelerini doyur.” Kitap insanı adeta geçmişe götürüyor, lisedeki biyoloji ve kimya derslerine 🙂 En azından boşuna öğrenmemişiz bazı şeyleri diye mutlu oldum okurken. Sağlıklı beslenme denince okunması gereken 1 numaralı kitaptır, çünkü ders kitabı gibi başlasa da, biraz sabredersen müthiş bir aydınlanma yaşarsın. Benim tüm beslenme tavsiyelerimin temelini alkali beslenme oluşturur. Diğer takip ettiğim Paleo (taş devri), vegan ve raw(çiğ) beslenme ile kesişen çok noktası da var. Yani alkali olmak, olmazsa olmazdır.

Kitap okumaya üşenenlere, alkali beslenme mantığını şimdi kısaca özetliyorum.

Asit, proton (+) yüklü demektir.

Alkali: (lisedeki adıyla bazik), elektron (-) yüklü demektir.

Asitli, 7’nin altı pH değeridir.

7 nötr’dür.

Alkali, 7’nin üstü pH değeridir.

Serbest radikal, asitlendiren demektir.

(Serbest radikal: metabolizma artıklarının temizlenememesi sonucu biriken hücre içi çöpler)

Antioksidan, alkali yapan demektir.

Canlılığımızın devamı için enerji üretmemiz gerekir. Hatırlar mısın liseden, oksijenli solunum, ATP 🙂 Ama hiç bir enerji üretimi bedelsiz değildir, sonucunda asit ortaya çıkar.

Kanın pH değeri 7,4 civarıdır yani hafif alkalidir. Kanın alkali olması hayati önem taşır, bu yüzden  çok sıkı korunur. Hücre içinde enerji oluşum mekanizmaları sırasında ortaya çıkan asitleri bir şekilde vücuttan atmak veya vücuda daha az zararlı olacak bir yere depolamak gerekir. Nasıl mı? Böbrek idrarla asit atar, karaciğer safrayla, bağırsak dışkıyla, deri terle, akciğer nefesle, lenfler lenf nodlarıyla, kemikler kalsiyumla, kalsiyum kireçlenmeyle, yağ dokusu yağ hücrelerinin içine hapsederek (ahan da yağ bağlıyor şişmanlıyoruz burada, neyse hayırlı bir görev için en azından asitleri yağın içine hapsettik 🙂

Yalnız vücudun asit atılım kapasitesinin de bir sınırı vardır, bir de dışardan besinlerle fazla asit alınırsa bunlar atılamaz, başa bela olur. Yaşlanmadan, kireçlenmeye, kemik erimesine, damar sertliğine hatta kansere kadar bir çok hastalığın sebebi en temelinde hücre düzeyinde asitlenmedir. Çünkü hücrelerinin hastalanması senin de hastalanman demek. Fazla kilolarının da sebebi budur. Asitlenme arttıkça vücudun yağ depolama eğilimi artar. Hatta alkali ortam olmadıkça vücut depoladığı yağları yakmak da istemez, çünkü yağ hücreleri parçalanınca asitler ortaya çıkacaktır.

Alkali tamponlar, asitleri nötralize etmeye yardımcı olur. Peki nedir mi bunlar? Alkali mineraller içinde kalsiyum başroldedir, diğerleri ise sodyum, potasyum ve magnezyumdur. Yani bu mineralleri bol olan besinleri tüketirsek alkali oluruz.

Az veya orta asitli gıdalar yediğinde yanında mutlaka fazlasıyla alkali besinler tüket. Dengele, nötralize et. Bu yüzden et yediğinde yanında 3-4 katı yeşillik veya sebze tüket diyorum. Bu yüzden çay kahve içtiğinde fazla fazla su da iç diyorum. Bu yüzden sebzelerin suyunu çıkarmaya, yeşil smutiler içmeye , yemişlerden süt yapmaya çalışıyorum. Hepsi alkali olmak, sağlıklı olmak için.

Beslenme; gerçek besinlerle hücrelerini doyurmaktır. Sağlıklı besin demek, aslında alkali besin demektir.

Akşam yemeğinde karbonhidrat alımını sınırlamak da alkali olmanın en önemli kurallarından biridir.

peki neler asitlendirir?

bakınız tüm detaylarıyla çöp listesi

hayvansal gıdalar

basit karbonhidratlar

şeker oranı yüksek meyveler

kötü yağlar

kahve, çay, alkol

aşırı stres de asitlendirir çünkü kortizol hormonu vücutta proton yükünü arttırır.

peki neler en çok alkali yapar?

öncelikle su tabi ki, (bakınız “kalorileri içme su iç“)

suyu limon, lime, karbonat veya doğal elma sirkesi koyarak alkali yapabilirsin.

sebze suları (bakınız “juice meselesi“)

çiğ sebzeler, otlar bakınız “yeşiller” ve “sebzeler

temiz hava

Written by

No Comments Yet.

Leave a Reply

Message