sağlıklı beslenme

giriş 101: temel ilkeler

MUTFAK ALIŞVERİŞİ

hayatın kolaylaşıyor, süpermarket alışverişin kısaldı niye mi?

sadece şu reyonlara uğrasan yeterli:

sebze, meyve, kasap, baklagil, kuru yemiş, tohumlar, az bişi de tahıl ve süt ürünleri

hatta süpermarket de neymiş gidelim semt pazarına, mahallenin kasabına, balıkçısına, kuruyemişçisine…

marketin en cafcaflı reyonlarına uğrama bile, pazarlama tuzaklarına düşme, tüketim toplumunun bir neferi de sen olma 🙂

gerçekten besin olmayanları hayatından at gitsin, çöp bunlar çöpe gitsin, sokma evine 🙂

“beslenme” kelimesinin hakkını ver, gerçek besin’leri ye ki hücrelerin doysun.

Gerçek besin”ler nelermiş daha detaylı bakmak için tıkla.

çöp listesi:

aburcubur, işlenmiş, katkı maddeli, rafine gıdalar

pasta börek, unlu mamül

her türlü kutulu içecek (hazır meyve suları dahil),

tüm üstünde diyet, yağı azaltılmış yazan, tatlandırıcılı paketli ürün…

MERHABA GÜNEŞ, KIRLAR, BÖCÜKLER 🙂

sabah güne bir bardak oda sıcaklığında su içine yarım limon sıkıp bunu içerek başla.

istersen içine 1 çay kaşığı bal da ekleyebilirsin

oh mis gibi yıkasın içini, alkali yapsın seni.

(limonlu su tansiyon düşürmekte de kullanılır, eğer sabah sabah sende böyle bir etki yapıyorsa içme tabi, yerine karbonatlı su içebilirsin. 1 litreye 1/2 çay kaşığı. hem akşam yatarken hem de sabah kalkınca ilk iş bunu iç.)

varsa imkanın çok kısa da olsa meditasyon yap veya dua et, yoga yap, güneşi selamla, sevdiğini öp kokla… sakin ve güzel başla güne işte 🙂

kahvaltıyı asla atlama ve “beslenme” kelimesinin hakkını ver.

YALNIZ BENİM İÇİN BAK YEŞİL YEŞİL

Yeşillikler üstüne düşün, yeşil rengi düşünmek bile faydalı 🙂 en tazelerini çeşit çeşit al, en koyu yeşillerini seç, tertemiz yıka, çiğ çiğ yemenin en lezzetli yollarını bul. ot deyip geçme, kanseri tedavi ediyor bunlar. Hangi beslenme sistemine bakarsan bak, pleo, raw, vegan, alkali vs vs, hepsinde yeşiller en kıymetlidir. Yeşil ot ve sebzelerin suyunu sık iç, blenderda smuti yap, salata yap çiğ çiğ ye, wok’da ızgarada buharda pişir, zeytinyağlı yemeğini yap, ne yaparsan yap ama bol bol tüket.

Yeşiller nelermiş detaylı listesi için…

SAATLER 17:00’A KURULSUN

Bu konuda kocaman bir bölüm yazdım: MİLAT KANUNLARI. Her şeyin temeli burada yatıyor. Okurken 17 öncesi ve sonrası ne yiyeceğine ve her lokmandan nasıl keyif alacağına odaklan, nelerin yasak olduğuna değil. 🙂

Milat kanunları nelermiş öğrenmek için…

ŞEKER SENSİN

Time bile Eat Butter diye kapak yaptı. Karbonhidrat fazlası yağ olarak muhtelif yerlerde (popo olsun göbek olsun ☺ ) depolanır. O yüzden asıl karbonhidrat kilo aldırır, sağlıklı yağlar değil.

Meyve şekerdir, kilo vermek istiyorsan 17 öncesi 1-2 porsiyon ısıra ısıra yenir, suyu sıkılmaz, püre yapılmaz ☺ Muz, çekirdeksiz yeşil üzüm, incir, hurma vs glisemik indeksi (şekeri yükü) fazladır, kilo verirken yoldan saptırır. Hem sen zaten şekersin, ne yapacaksın o işlenmiş karbonhidratları.

Gündüz yenebilecek meyve dışındaki diğer iyi karbonhidratlar ise baklagil ve tahıllardır. Bunlar ne kadar az işlenmiş az öğütülmüş, ne kadar taneli olursa o kadar iyidir, bırak dişlerin ve miden çalışsın sindirmek için, unufak olup hazır gelmesin. En organik tam buğday ekmeğindense, bulgur pilavı daha iyidir. Bulgurun da en zor pişeni, en dirisi makbuldür.

ARA ÖĞÜN DE NERDEN ÇIKTI?

Ara öğün tüketim toplumunun uydurması bence, sürekli ye ye ye, sıkıntıdan ağzına bişiler tık, en son ne zaman açlık hissettin gerçekten? 🙂 Aslında 3 öğünde de hakkını vererek beslensen fazlasıyla yeter. Sürekli bir şeyler atıştırmak, insülini tetikler, yağ yakımını yavaşlatır. Günde tek ara öğün yapılabilecek zamanı 16-17 arasıdır, meyve ve yemiş de en güzel ara öğündür.

Öğünler arasına koyacağın 5 saatlik aralar yağ yakımını arttırır. Ayrıca açlık hissetmek de güzeldir, yemeğin gerçek tadını alırsın.

HAREKETTE BEREKET VARDIR

Mutfak bu işin %70i, egzersiz ise %30udur. Beslenmeye dikkat etmeden yapılan her türlü spor boşa gider ama doğru besinleri alınca sporun etkisi kat be kat artar. Zaten fit kalmak için değil, bazen sadece kafa dağıtmak, ya da doğru düşünebilmek için bile hareket etmek gerekir. Önemli olan kendini tanımak ve sana uyacak hareket etme biçimini bulmaktır. Ayda bir gideceksen spor salonunun bir anlamı yoktur, ama her sabah veya akşam çok kısa da olsa yürüyüşe çıkmaya başlarsan müthiş etkisini görürsün. Önemli olan sürekliliktir. Bana göre en güzeli evde egzersiz yapmaktır. Her seviye için uygulanabilecek bir sürü farklı seçenekte program var. Günde yarım saatini ayırman yeter, vücut ağırlığın ve bir mat kullanarak haftada 3-4 gün ile başlayabilirsin. Spor salonu üyeliğin varsa yapabileceğin en mantıklı şey grup halinde verilen stüdyo derslerini takip etmektir. Ya da at kendini dışarı, soğuk sıcak demeden yürü, hem kafan açılsın hem de vücudunun en büyük kas kütlesi olan bacakların çalışsın…

NE SİNDİRİYORSAN O’SUN

“Ne yersen o’sun”, çünkü hücrelerin yediklerinden oluşuyor, bedeninin yapı taşlarını yediklerin oluşturuyor. O zaman bir seviye daha ileri gidersek, aslında sen ne sindirebiliyorsan o’sun. Yani patron miden ve bağırsakların 🙂 Bağırsakların beyni var lafını duymuşsundur, seni mutlu eden seratoninin büyük çoğunluğu bağırsaklarından salgılanıyor. O yüzden sinirden miden yanar, stresten bağırsakların bozulur…

Peki sindirim sistemimiz nasıl tıkır tıkır çalışır? Probiyotik yoğurt reklamlarından bilinçaltımıza mı işledi nedir, sanki bütün kadınlar kabız. Yok öyle bişi, Aşağıdaki 4lüyü tamamlarsan bağırsakların mutlu sen mutlu takılırsın.

Atos, Portos, Aramis, Dartanyan!

Bu yakışıklıları bulamıyorsan mecburen:

Su: İçin kurumuş sen hala tuvalette otur, su iç su.

Hareket: Bir zamanlar tanıdığım bilge bir insan derdi ki: bizim köyde inekleri gezdirmeye çıkartırlar ki rahat s.çsınlar. 🙂

Lif: iki çeşit lif vardır, suda çözünen ve çözünemeyen. Of çok sıkıcı, boşver zaten bizim sağlıklı listeyi atlamadan yersen en baba lifleri alırsın.

Probiyotik: Evde yoğurt-kefir mayalayıp, kendi sirkesini yapıp turşu kuran bir toplumdan, kabız kadınlara nasıl geçiş yaptık hayret. Hem de hepsi prebiyotik bakteri deposuyken. Ara ara probiyotik desteklerle kendine kür yapabilirsin, hiçbir sakıncası yok, hatta faydası var.

UYUSUN DA BÜYÜSÜN

Her gün mutlaka 7-9 sat arası uyu. Kendine bir bebek gibi bak ve bunu sakın atlama, çünkü uykuda tüm vücudun tazelenir, kafan dinlenir, komple yenilenirsin. Yattığın yerden yağ yakarsın, var mı bundan ötesi? 🙂

Tüm bunlar için gece biraz olsun miden dinlenmiş, sindirimi tamamlamış yatağa girmen gerekiyor. Son öğününü yatmadan 4-5 saat önce bitirmiş ol.

SORU SORMAK GÜZELDİR

Bir şeyi yiyebilmem onun besin olduğu anlamına gelir mi?

Bu şeyi yicem ama beni ne kadar besler?

İçeriğinde ne var? karbonhidrat, protein, yağ? hangi mineralleri, vitaminleri içeriyor?

Sağlıklı karbonhidrat mı yoksa çöp mü?

Sağlıklı yağ yağlandırır mı?

Asit yakar mı, alkali yıkar mı?

İster kilo vermek iste, ister sağlıklı beslenerek kilonu korumak, hiç farketmez 3 temel soru vardır:

1. Ne yesem beni gerçekten besler?

2. Ne zaman yesem?

3. Ne kadar yesem?

KALORİ MESELESİ

Öncelikle bu kalori meselesini komple sil kafandan, gerekirse beynini formatla temizlensin.

Aynı kaloriye denk gelecek miktarda diyet bisküvi ile çiğ bademin sende aynı etkiyi yapmadığını bilmek için profesör olmana gerek yok. Hücrelerine çöp girmesi ile sağlıklı yağ girmesi bambaşka tabi ki.

Kalorileri saymayı unut gitsin, asıl önemli olan kalorilerin içeriği ve kalorileri ne zaman aldığındır.

Yani adına ister sağlıklı olmak de, ister kilo vermek, bu iş milat kanunları ile olur

Written by

No Comments Yet.

Leave a Reply

Message