taş devri

“Taş devri” veyamağara adamı” veyailk insan” beslenmesi, ingilizce ismiyle “paleo diet”; modern insanın ortaya çıktığı 40bin yıl öncesinin hayatını rehber alıyor ve günümüz yaşantısını beslenme, egzersiz ve ruhumuz açısından düzenliyor. Bilimsel araştırmalar gösteriyor ki günümüzün modern insanları olan bizler 40bin yıl önce yaşayan Kro-Magnon atalarımız ile aynı genleri taşıyoruz ve bedenlerimiz açısından o zamandan beri aslında pek bir şey değişmemiş.

Peki 40bin yıl önce nasıldık?

Atalarımız uzun boylu, kaslı ve inceydi. Erkek bir Kro-Magnon eğer 2binlere ışınlansaydı, daha çok bir basketbol oyuncusuna benzerdi, günümüz erkeklerinin çoğundan daha uzun, aynı zamanda yağsız, kaslı ve kuvvetli bir sporcu bedenine sahip olurdu. Benzer bir şekilde kadın bir Kro-Magnon da günümüz kadınlarına göre daha zayıf ve biraz daha uzun olurdu. İskelet kalıntıları, mağara resimleri ve diğer bilimsel araştırmalar gösteriyor ki ünlü modellere benzerdi ama sıfır beden ve kemikleri görünenlere değil Victoria Secret meleklerine 🙂

40bin yıl önce atalarımız avcı-toplayıcı olarak hayatını sürdürüyordu. Avcı-toplayıcılar yüksek enerji veren hayvani gıdalara ulaşmak için uzun uğraşlar verir ve bir sonraki hayvanı öldürene kadar bitkilerle (sebze, meyve ve kabuklu yemiş) beslenirlerdi.

Peki sonra bize ne oldu da obeziteyle savaşır hale geldik? Daha da kötüsü modern hayatın hediyesi kronik hastalıklarla uğraşıyoruz? 2,5 milyon yıllık insanlık tarihinde, 10.000 yıl gibi kısa bir süre önce tarımın icat edilmesinin ardından, avcı-toplayıcı olarak yaşamayı bırakıp çiftçi-yetiştirici olarak yaşamaya başlar başlamaz kilo alıp yeni hastalıklara yakalanır olduk. Kısacası ne olduysa yiyeceğimizi avlamak ya da toplamak yerine yetiştirmeye başlamamızdan sonra oldu.

Bugün yediğimiz yiyeceklerin çoğu evrimsel olarak düşünüldüğünde tamamen yeni gıdalar. Tüm baklagiller ve tahıllar tarım toplumuna geçiş ve çiftçi-yetiştirici olarak yaşamaya başladıktan sonra beslenmemize dahil oldu. Avcı-toplayıcı olarak yaşadığımız dönemde şekerli tatlar da nadirdi ve elde edilmesi için bile yoğun enerji gerekirdi, vahşi arılardan kaçmak için tüm gücünle koşmak gibi. Atalarımız meyveleri ancak mevsiminde rastlayıp toplarsa yiyebilirdi ve meyveler daha yabani formdaydı, bu günkü kadar tatlı değildi. İşte bu yüzden, insan metabolizması evrimleştikten sonra insanların binlerce yıldır beslendiği gibi yememiz gerekiyor.

Doğduğumuzda mükemmel şekilde tıkır tıkır işleyen sağlıklı bir bedene sahibiz ama maalesef modern hayat iç sistemimizi bozuyor. Masa başı işlerin getirdiği hareketsizlik, sağlıksız beslenme ve stres…

Atalarımızın yaşadığı stres keskin ve aralıklıydı, hayatta kalmak içindi. Günümüzde ise atalarımıza göre çok daha fazla kronik stres yaşıyoruz, iş yerinde, trafikte, gündelik koşuşturmacada…

Beslenmemiz; yapay, işlenmiş, katkı maddesi eklenmiş gıdalarla dolu.

Sağlıklı bir yaşam için en az yiyecek, hava ve su kadar zorunlu olan sporu ise genelde erteliyoruz.

Kısacası yaşamak için yapıldığımız/tasarlandığımız şekilde yaşamıyoruz.

Ben 2012 yılında bir bayram dönüşü 10 saate uzayan Ankara-İstanbul yolculuğunda Arthur De Vany’nin “İlk İnsan Diyeti” kitabını okuduğumdan beri yaşama bakış açım büyük ölçüde değişti. O günden beri de büyük ölçüde taş devri mantığıyla besleniyorum, en işlenmemiş en doğal olan gerçek besinlerle. Benim taş devri yorumum aslında biraz daha Ahmet Aydın’ın “Taş Devri Diyeti” kitabına yakın, baklagil ve tahılları tamamen kesecek kadar katı değil. Sporum ise kısa ve yoğun, oyun gibi ve biraz kafama göre.

Sadece egzersiz ve beslenme olarak değil, genel olarak hayattan beklentim: sadelik, rastlantısallık ve doğallık. Genlerime yakın, doğama uygun olanın “doğallık” olduğunu anladım.

Artık 21. yüzyılda yaşayan bir mağara kadınıyım 🙂

“TAŞ DEVRİ” üzerine okumaya doyamadım diyorsan:

Taş devri yaşamının temel ilkeleri

Taş devri besin piramidi

Taş devrinde spor

Written by

No Comments Yet.

Leave a Reply

Message