taş devrinde spor

Taş devrinde spor aslında hayatta kalmak için yapılan fiziksel aktivitenin ta kendisiydi. Avlanmak, kovalamak, ağır kaldırmak, taşımak, tırmanmak, süratle koşmak, kaçmak, engellerden atlamak gibi. Hem ağır çalışmak hem de acil durumlarda kısa ama yoğunya kaç ya dövüş” aktivitelerinden oluşuyordu. Bu faaliyetler aslında birçok spor/fitness otoritesinin birleştiği Yüksek Yoğunluklu Aralıklı Antrenman tarzını işaret ediyor.  High-intensity interval training (HIIT), High-Intensity Intermittent Exercise (HIIE) veya sprint interval training (SIT) de deniyor.

HIIT ile kısa ama yoğun antrenmanlar yaparak daha fazla yağ yakıyorsun.

Sen de spor salonunda sallana sallana aletleri gezen robotlar gibi değil, vahşi hayvanlar gibi spor yap ☺ Öyle bir bedensel kapasite geliştir, öyle güçlen ki karşına çıkabilecek her durumla baş edebileceğini hisset.

Fiziksel aktivitelerini seçerken de yiyeceklerde olduğu gibi çeşitlilik önemli. Spor salonlarında yazılan ve her gün aynı şekilde tekrarlanan monoton programlara karşı vücut zamanla direnç geliştirir.

Artık daha az ama daha yoğun spor yapıyorum, her gün antrenman türümü değiştiriyorum (kuvvet, direnç, kardiyo, esneklik vb), yine kardiyomu, ağırlık çalışmamı ve esnememi yapıyorum ama her gün antrenman tarzı değişen bir plana göre, biraz da kafama göre. Spor rutinimin değişmesi güzel bir duygu, her sabah 8 mesaisine giderken en azından spor biraz raslantısal ve plansız olmalı değil mi?

Spor kolay ulaşılabilir olmalı. Genelde kendi vücut ağırlığımı kullanarak veya çok basit birkaç ekipmanla evimin küçük bir odasında yapıyorum, aslında mat serecek kadar bir alan bana yeterli. Parkta, bahçede, ormanda, sahilde, seyahatte, tatilde, heryerde spor yapabilirim. Tek ihtiyacım bedenim ve yer çekimi. 🙂

Spor aynı taş devrindeki gibi hayatın içinde olmalı. Sonuçta köpeğinle koşup oynamak da spordur, arkadaşla sahilde uzun yürüyüş de, piknikte yakar top oynamak da. Hafta içi yoğun çalıştığım ve yorgun olduğum için genelde antrenmanlarım yarım saat. Önemli olan antrenamanın süresi değil yoğunluğu. Haftasonu keyfini çıkartabiliyor ve bazen 1 saate uzatabiliyorum. Haftada min 5 gün spor yapmaya çalışıyorum. Ve bazen de hiçbir şey yapmıyorum. Gerçek anlamda hiçbir şey…

Hayatı biraz hafife al ama spor sırasında hayatın o harekete bağlıymış gibi çaba harca. Ama bazen de hiçbir şey yapma, gerçekten hiçbir şey yapmadan uzun süre dur, gökyüzünü, denizi, yeşili veya dağları ya da seni ne rahatlatıyorsa seyre dal.

Sporu alışkanlık haline getir. “Hareket” etmek yaşam biçimin olsun. İnan sandığından çok daha büyük bir hareket kapasitesi var sende, kocaman bir pil dolusu da enerji. Gün içinde yeteri kadar hareket etmeyip, yürümeyip, akşam koşu bandında bunu telafi etmeye ne gerek var?

“Hareket etmek mutlu eder.” Asansör veya yürüyen merdiven kullanma basamakları çık, yürüyüş mesafelerine arabayla gitme, spor ayakkabın hep yakınında hatta ayağında olsun, köpeğinle yürü, bebeğinle (puseti ite ite) yürü, müzik aç dans et, ip atla çocukluğuna dön… Hareket edersen hep hareket etmek istersin, aynı durmaya alıştığın gibi.

İnsan vücudu en mükemmel şekilde tasarlanmış makine.

Bırak makine çalışsın ve sen kendini mutlu hisset.

bu konuda gaza geldim, daha çok okuycam diyorsan: “evde spor, üyelik gerekmez

Written by

No Comments Yet.

Leave a Reply

Message